








|
Tanbur sanat için doğmuş bir sazdır. Sazende eline alınca inler nağmeler. |
|
TANBUR |
|
Soru: Sayın Batanay, ortalıkta pek çok ud çalan, pek çok kanun çalan var, neden yaylı tambur ustası yetişmiyor peki? Çalışması mı güç ondan mı acaba? Ercüment Bey: Tam üstüne bastın, yaylı tambur ne bir ud, ne de bir kanun gibi değildir. Kanunun üzerinden fare yürüse taksim olur, ama yaylı tambur nankör bir sazdır, tek telle çalınır, sapı uzundur. Herhangi bir modülasyonu yapmak, doğal olarak çok zordur. Perdeler arasında parmakların çok seri bir şekilde dolaşması gerekir. Sirtolar çalarız bazen, hayret ederler, diğer sazendelerden daha yürük daha hızlı çalarım. Tabiî ki meleke işi bu. Derviş sabrıyla üzerinde durulması gereken bir enstrümandır yaylı tambur. Ben bundan sonrada genç birinin çıkacağını sanmıyorum. Çıksa elinden tutacağım. Benim talebem çok oldu, ama hepsi bir noktada kalıyorlar daha fazla ilerleyemiyorlar. Soru: O zaman dersle filanda olmuyor bu iş? Ercüment bey:Bravo….bu tamamen Allah’ın verdiği fıtri bir kabiliyettir. Varsa o hissetme duygusu bu hakikattir. Eğer o his yoksa enjekte edilemez. Soru: His dediniz de, sizin kilise çanları adlı eseriniz var onun ortaya çıkışı da ilginç değimli? Ercüment Bey: Evet, Ankara da kalıyordum o zamanlar, aşağıda bir ermeni arkadaşımız vardı, altı ay komşuluk ettik ve bana Chopin, Bach, Mozart filan dinletti. Demek öyle dolmuşum ki o tarza uygun olarak, tamburu elime alarak beste yapmaya başlayınca kilise çanları çıkıverdi ortaya. Soru: O dönemde bu besteye tepki gösterenler oldu mu? Ercüment Bey: Hayır, girişte mızraplı tamburla kilise çanı çıkararak, başladım. Daha sonrada bizim tasavvuf ritimleriyle süsledim. (Tamburi Ercüment Batanay’ ın hayatı ve sanatçı kişiliği bitirme çalışması Çağdaş Suseven)
|
|
Beykoz Meydan Konserindeyken Yaylı tanburi Mehmet Ünal |
ERCÜMENT BATANAY’IN YAYLI TANBURA GEÇİŞİ |